

Flash disk yani bir nevi hayat kurtarıcı! Artık birçok kişinin anahtarlığının bir parçası. İlk çıktığında kendi kocaman, kapasitesi çok sınırlıydı. Gitgide küçüldü, şimdi 2 GB'lar piyasada fink atıyor. Tasarımcılar da konuyu ele aldı ve işte...


İntertürk yangın söndürme tüpleri, cihazları vb. satan/üreten bir firmaymış. Sektörel bir dergiye ilan vermişler ve ilanda kocaman bir slogan kullanmışlar: Biz daha iyisini yapana kadar en iyisi BU!"

Renklerden ayırt etmek de mümkün her rengin üzerindeki yazıdan bulmak da kolay... Tabii bu benim "kablosuz mekan!" derdime tam çözüm olmasa da daha hoş ve/veya faydalı bir görüntü sağladığı kesin.
Bu facebook olayı tüm memleketimiz gibi beni de pek sardı. Hatta o kadar ki akşamları eve geldiğimde bloguma birşeyler yazmayı aklımdan geçiriyor olsam dahi facebooktan fırsat bulup da birşeyler yazamıyorum... Ama hemen her facebook kullanıcısının hayretler içinde söylediği gibi "20 yıldır hiçbir şekilde görüşmediğim 23 ilkokul arkadaşımla irtibat halindeyim..." Ve işin daha da ilginç yanı sanki aradan 20 koca sene geçmemiş gibi herkes çok samimi, herkes birbirini inanılmaz özlemiş halde. Hatırlamadıklarımız, karıştırdıklarımız oluyor. Hatırlamaya çalışıyoruz topluca. Senelerdir toplasam 10 kere açtığım yıllık şu anda masanın başköşesinde duruyor. Küçücükken bile insanın ne çok anısı birikiyor... Biz Yükseliş'te geçirdiğimiz o birkaç seneyi neredeyse gün be gün hatırlamaya çalışıyoruz, hatta çoğunu da hatırlıyoruz. Çok yakında da - yine birçok facebook kullanıcısı grubun yaptığı gibi- toplanacağız. Sevdim ben bu facebooku :)
Deal.no reklam filmi. Nefis olmuş. Ajansın da reklamverenin de eline sağlık...
"Yapınızın da artık bir "TERZİ"si var" demişler ama sanırım bazı kurallardan bihaberler... Ne bağlaç doğru yazılmış, ne tire kullanılmış... Hadi tire kullanılmamasını tasarım/estetik kaygısıyla açıklayalım da "da"nın bitişik yazılmasına ne diyelim? Bu ilanı yapan vatandaş bir zahmet edip de karıştıramamış mı eski defterlerini, imla kılavuzunu? Bunun açıklaması "tasarım kaygısı" ise bu da biraz mantıksız geldi bana; pek kaygılanılan bir çalışma değil zira sağdaki görsel de bir tuhaf değil mi?
Sektörel bir dergide yayınlanan ilan. Zemindeki renk kötü, koca kel bir kafa üzerinde bir termos ve göz kırpan yarım kafalı bir adam. Kel adam o binada yaşıyor ama yapı da bir tuhaf. Turuncu incecik çatı, sarı dümdüz bir bina. Ve firmanın kurumsal renklerin de de sarı yok anladığım kadarıyla. Ürünü, logoyu çağrıştıracak bir renk yok ortada. Yani daha espirili bir konu olsa anlarım tabii de bu ilanda cok itici geldi bana. Üstelik metin kısmında da kocaman olumsuz bir sözcük: "kullanılmamıştır" Olmamış ya. Zorlamışlar çok.
Açık alan reklamlarında yeni eğilim yaya geçitlerini kullanmak sanırım. Diğerine göre daha başarısız bir örnek...
Ben tangoyu çok seviyorumuşum meğer.. E peki neden hiç dinlemiyor muşum? Bugün sabahtan beri sadece tango dinliyorum. Tam anlamıyla nefis. Bu arada tango diyince "scent of a woman"dan bahsetmemek olmaz tabii. Müthiş film, harika dans.
Not: Tango'nun kelime anlamı "dokunmak" mış galiba(?)
Evde tadilat yapmaya karar verdik. Daha doğrusu karar vermeye karar verdik gibi birşey oldu. Yapacaklarımızı listeledik, öncelik sıralarını belirledik ama detaylar konusunda takılıp kaldık. Bir adım atamıyoruz şimdi. Örneğin eve boya yaptıracağız ama renk konusunda kararsızız. Hem halıya uymalı, hem perdelere; bu sırada koltuklar kaplanmalı ama hem duvara hem perdeye hem halıya uymalı. Bu sırada bir içki dolabı almak istiyoruz ama bu sefer de yeri problem... Bu arada odaların zemininin değiştirilmesi gerekiyor ama evin diğer yerleri ile aynı rengin bulunması ve bu işlemin boyadan önce yapılması gerek. A bu arada bu kadar yavaş hareket ettigimiz icin mevsim değişiyor, bu olaylar kışın nasıl yapılır, o da problem... E bu kadar ayağa kalkmışken, tekrar oturup 2008'i de beklemek istemiyorum... Yani kısaca kafamız oldu 1 ton! Tüm eşyaları atıp, yeni bir eve geçmek daha kolay olurdu... Ya da TV'de dekorasyon programı yapan dekoratörleri arayıp kaderimize razı olmak!
Bir kaç gün sonra suçlular, olanlar, herşey açıklanıyor ama hala bir çok senaryo var gündemde.
Sonunda oldu! Beyaz kediciğe Antalya'da bir ev bulduk. Dün akşam uçağa bindi, gitti yeni evine. Artık bacaklarındaki yaralar iyileşecek, tüyleri güzelleşecek, şişmanlayacak en önemlisi sevilecek. Telefonla görüştüm sahibiyle, öyle şeker ki. Şanslı kediymiş aslında. Belli ki yeni sahibi eskisinden daha çok sevecek onu.