Minnoş oğlumu nasıl bırakacağım!?
Pofff!!!
Yani geçen sene bu zamanlardaki ben bensem; bu ben değilim bence.
Bu lafın doğruluğunu
Sanırım bundan sonraki birkaç ay boyunca yazılarım hep bebekli hayat temalı olacak. Zira 14 gündür, hayatımda başka hiçbir şey yok. Gelen gidenlerle konuştuğum başka konu yok, TV’de tek kare haber görmüşlüğüm, gazeteden tek satır okumuşluğum yok. Bütün gün “yan gel Osman” yatıyorum sananlar büyük bir hata yaparlar, günde neredeyse ortalama 4 saat uyuyorum. Geri kalan zaman nasıl geçiyor ben de anlamıyorum. Üstelik şimdi annem sayesinde ne yemek, ne ev işi ne de herhangi başka bir şey yapıyorum… Şimdi merak ettiğim konu annem evine dönünce ne yapacağım?! Ben öyle oip gibi değil iki çocukla kek yapmak; bir bebeğin taleplerini anca karşılarım. Rita isyan eder, evi bok götürür, akşam yemekleri dışarıdan söylenir herhalde. Kısa süre sonra anlarız durumu!
Geçenlerde yazmıştım bebek odalarına baktık, hep aynı, diye. Şimdi olayın kapsamını genişletiyorum. Bebeklerle ilgili diğer detaylarda da herşey aynı! İsimler hep aynı (özellikle erkek bebek isimleri). Bebek arabaları hep aynı. Zaten birkaç tane marka var, onların da renkleri birbirine o kadar yakın ki. Aynı mama sandalyeleri, aynı hastane çıkışları, aynı bebek şekerleri, o aynı bu aynı.
Ben ki su bardağı almak için 6 aydır, kahvaltılık tabağı almak için 1,5 yıldır, zigon almak için uzuuun süredir didinen ve bunun gibi onlarca örnek verebilecek insanım. Şimdi nasıl bebek odası beğeneceğim ki? Üstelik yaptığımız ön çalışma neticesinde tüm bebek odaları aynı vatandaşın elinden çıkmış gibi. Renkler, çekmecelerin kullanımı, kulpları bile hemen hemen aynı. Sanırım internetten bulup bir marangoza yaptırmak en iyisi olacak.