Yanağa kondu...
28 Nisan 2010
22 Nisan 2010
Gelincikler soldu ve o gün bize bir güneş doğdu
Barış'tan Demir'e
http://www.barisbicakci.com/temp/deadfish_gsvobbgd.mp3
Bir elin 4 parmağıydık geçen yıla kadar. Herkes çok farklı, her anlamda. Farklılar daha mı güzel anlaşabiliyor, nedir bilmem…
2009’da en küçük parmak da eklendi bizim ele. Bizim evin bebeği, onların da bebeği oldu. Hemen her anını onlar da yaşadı, bizimle aynı tadı aldılar neredeyse. Demir en çok onları tanıdı, en baştan beri…
Ve 2009 onlara çok sevecekleri bir hediye verirken çok sevdiklerini aldı yanlarından. Gelincikler soldu üst üste hem de. Birinin acısını atlatamadan diğeri eklendi üstüne. Ve işte “güneş”in doğumu da tam o tarihlere denk düştü. Tanrı gelincikleri yanına alırken, güneşi teselli bıraktı onlara belki de…
İşte bu müzik onları, olanları anlatıyor, benim de taa içime işliyor…
http://www.barisbicakci.com/temp/deadfish_gsvobbgd.mp3

2009’da en küçük parmak da eklendi bizim ele. Bizim evin bebeği, onların da bebeği oldu. Hemen her anını onlar da yaşadı, bizimle aynı tadı aldılar neredeyse. Demir en çok onları tanıdı, en baştan beri…
Ve 2009 onlara çok sevecekleri bir hediye verirken çok sevdiklerini aldı yanlarından. Gelincikler soldu üst üste hem de. Birinin acısını atlatamadan diğeri eklendi üstüne. Ve işte “güneş”in doğumu da tam o tarihlere denk düştü. Tanrı gelincikleri yanına alırken, güneşi teselli bıraktı onlara belki de…
İşte bu müzik onları, olanları anlatıyor, benim de taa içime işliyor…
20 Nisan 2010
İkna et beni hava!
Bahar gelsin artık. Sıcak olsun, yaz gelsin hatta.
T-shirtle çıkayım dışarı, balkon kapısı açık olsun.
Ofise kazakla gelmeyelim artık.
Sıcacık çay değil, buz gibi limonata cazip gelsin.
Hadi!!!
Labels:
güncel
16 Nisan 2010
Kabus
Rüyamda ne çok ölü görüyorum ben yahu. Hep sevdiğim insanlar ölüyor. Ağlaya ağlaya uyanıyorum. Oh rüyaymış diyor, yatıyorum; kaldığım yerden devam!.. Çevremde öldüğünü görmediğim çok az insan kaldı. Artık ölü görmeyince şüphelenmeye başladım. Tamam anladım, “ömür katıyorum” gördüklerime de ağır gelmeye başladı artık bana da…
Hazır yaz geliyor, hava güzelleşiyor, içim kıpır kıpır olmak üzere. Ölümlere, cenazelere biraz ara versem ya. Nasıl bir bilinçaltı bu böyle!!!
Hazır yaz geliyor, hava güzelleşiyor, içim kıpır kıpır olmak üzere. Ölümlere, cenazelere biraz ara versem ya. Nasıl bir bilinçaltı bu böyle!!!
Labels:
kabus
12 Nisan 2010
25 Mart 2010
Hayal dünyası
Şöyle bembeyaz bir ofisim olsa…
Yine bembeyaz bir mac’im. Ve ben o mac’i canavar gibi kullanabilsem
Masamda dev gibi nikon bir fotoğraf makinem olsa ve ben istediğim “an”ları yakalayabilsem hep
Yine bembeyaz bir mac’im. Ve ben o mac’i canavar gibi kullanabilsem
Masamda dev gibi nikon bir fotoğraf makinem olsa ve ben istediğim “an”ları yakalayabilsem hep
Ofisin önünde bakımlı kocaman bir bahçe ve bahçede mis kokulu çiçekler, meyve veren ağaçlar olsa
Bahçeden çıkınca hayata karışabilsem, alışveriş merkezleri de olsa küçük küçük dükkanlar da
Yan komşum nefis bir pastane olsa, akşamüstleri oradan mis kokulu kekler gelse, yesem
Kocaman bir dolap olsa içinde çeşit çeşit içecekler
Bütün gün keyifli keyifli çalışsam, arkadaşlarım da uğrasa arada bana
Ofiste enerjili insanlar olsa, güzel işler çıkarsak bu enerji ile
Telefon sadece 1 kere çalsa, arayan kişi stres yaratmasa boşuna
Sabahtan akşama kadar müzik çalsa tımbır tımbır
İstediğim saatte gelebilsem işe ve gidebilsem oğluma, canım öpmek istediğinde
Hatta işe getirebilsem onu bırakmaya kıyamadığım anlarda…
Labels:
hayal
24 Mart 2010
21.30 mesaisi
Bu sefer mesaideki ben değilim. (Hoş ben bu mesai işini boşladım zaten ne zamandır!) THY’nin call center insanı mesaideki. 21.30’da hala çalışıyor, yazık üzüldüm tabii.
Ama bu o saatte beni aramasını gerektirmiyor. Ertesi günü bekleyebilir benimle konuşmak için. O saatte uyuyanı, işi olanı, hastası olanı, dizisinin önemli yerinde olanı var. 21.30 call center elemanı tarafından aranmak için kötü bir saat! Kızcağıza ayıp olmasın diye ters konuşmadım ama kayıtları dinleyenlere ısrarla ilettim: “ayıptır! Bu saatte insan böyle bir konu için rahatsız edilmez!!!”
Zaten verdiği haber de kötü bir haber. 16’daki uçuşu almışlar 21’e. Tam uyku saatinde biz havalarda… Harika!
Labels:
thy
5 Mart 2010
4 Mart 2010
N’oluyor yani?
Her ölümden sonra karar veririm, geri kalan hayatım stressiz geçirip, küçük şeylerle mutlu olacağım! Ve bu şekilde en fazla üç gün yaşayabilirim…
Her hasta ziyaretinden sonra, bize verilmiş en büyük hediyenin sağlık olduğunu anlarım. Ve insanın en çok sağlıklı olduğu için mutlu olması gerektiğini. En fazla bir gün bunu uygularım…
Özellikle doğumdan sonra her pazartesinin rejime başlama günü olduğunu düşünüyorum. Ve pazartesi öğleden sonra bu rejimin bana göre olmadığını...
Yeni sorunum ise şudur: Her akşam işten eve gittiğimde onlarca plan oluyor kafamda yapmak istediğim. Ve her gece Demir’i yatırma aktivitesi sırasında % 80’ini elemiş, ertesi güne bırakmış oluyorum. Kalan %20 ise “düzenli olarak” koltukta uyuyakaldığım için otomatik olarak ertesi güne devrediyor.
Kendimden endişelenmeye başladım.
Her hasta ziyaretinden sonra, bize verilmiş en büyük hediyenin sağlık olduğunu anlarım. Ve insanın en çok sağlıklı olduğu için mutlu olması gerektiğini. En fazla bir gün bunu uygularım…
Özellikle doğumdan sonra her pazartesinin rejime başlama günü olduğunu düşünüyorum. Ve pazartesi öğleden sonra bu rejimin bana göre olmadığını...
Yeni sorunum ise şudur: Her akşam işten eve gittiğimde onlarca plan oluyor kafamda yapmak istediğim. Ve her gece Demir’i yatırma aktivitesi sırasında % 80’ini elemiş, ertesi güne bırakmış oluyorum. Kalan %20 ise “düzenli olarak” koltukta uyuyakaldığım için otomatik olarak ertesi güne devrediyor.
Kendimden endişelenmeye başladım.
Labels:
tembellik
3 Mart 2010
"mış gibi" insanı
Neden "mış gibi" yapmak zorunda hisseder bazısı?
Kibarmış gibi yapmak mesela...
Değilsin işte, emanet gibi duruyor kibarlık üzerinde!
Niye uğraşıyorsun? Rahat ol, barış kendinle
Normal ol, düz ol!
Kibarmış gibi yapmak mesela...
Değilsin işte, emanet gibi duruyor kibarlık üzerinde!
Niye uğraşıyorsun? Rahat ol, barış kendinle
Normal ol, düz ol!
Labels:
kibarlık
17 Şubat 2010
İlla ki
Ayakkabı giyince yağmur yağar
Demir uyuyunca üst kattaki temizliğe başlar
Yemeğe oturunca telefon çalar
Uykudan bayılıyorsam güzel film başlar
Nedir bu yahu?Birisi benimle dalga mı geçiyor?
9 Şubat 2010
Sokaktaki canlar
Bekir Coşkun'dan
Nasıl bir insan bilerek, isteyerek bir canlının canını acıtır, yavrusundan ayırır? Nasıl onu kullanır, yanına alır, sonra atar? Hiç mi içleri acımaz yapanların? Hiç mi empati yok? Canlı yahu, canlı bu! Senin, benim kadar nefes almaya, yaşamaya hakları var. Tek talihsizlikleri bu ülkede olmaları!
Geri kalmışlık işte burada da çıkıyor kocaman, yüksek bir duvar olarak. Hayvanlara gücü yetiyor bazılarının sadece. Onların canını acıtarak tatmin oluyorlar. Hayvanın gösterdiği derin sevgi fazla geliyor. Dayanamıyor, yok ediyorlar. Nasıl insanlık? Ne kadar cahillik, canilik!
Labels:
sokak hayvanları
29 Ocak 2010
28 Ocak 2010
Biraz dikkat
Onca para vermişler, ilan hazırlanmış: "çephe sistemleri"
Kim bilir kaç kişinin kontrolünden geçmiş: "serviste önemli"
Labels:
reklam
27 Ocak 2010
TNT seyredin
Otobüs arakası için iyi fikir!
Fotoğraftan pek anlaşılmıyor aslında ama şöyle diyor:
"Dünyaca ünlü dizileri otobüsün arkasından değil, TNT'den takip edin."
Fotoğraftan pek anlaşılmıyor aslında ama şöyle diyor:
"Dünyaca ünlü dizileri otobüsün arkasından değil, TNT'den takip edin."
Labels:
reklam
26 Ocak 2010
12 Ocak 2010
Saysana Sen de
Ne oldum dememeli. Kesinlikle. Bu sabah kalktığımda içimden şu şarkıyı söylüyordum:
Haydi say, haydi say, saysana sen de,
Sen de say benimle, başla bir ile
Bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi,
Sekkizzz, dookuzz, onnnnn
Ne güzel de saydık, haydi bir dahaaa!!
6 Ocak 2010
Kuaförlerin anlaşması
Niye her kuaför diğer kuaförün yaptığı işi beceriksizce bulur? Aralarında böyle bir anlaşma mı var? Gelen saça “.ok” atma anlaşması. Fön çeken boyasını; boya yapan kesimini; kestiriyorsan saçının cinsini beğenmez! İllaki saçın çok hırpalanmıştır, küçük standa sattığı bakım kremlerinden kullanman gerekir. Bakım kremi almazsan bir dahaki gelişinde cilaya ihtiyacı vardır saçının. E saçın bu kadar olmuşken manikür de şarttır zaten. Manikür olurken pedikür de yapılır canım aynı zamanda.Off be adam, yap saçımı da gideyim demek gelir hep içimden. Ama şuursuzca her eleştirisine cevap veririm kuaför amcaların. Neden ki?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


















