29 Ocak 2010
28 Ocak 2010
Biraz dikkat
Onca para vermişler, ilan hazırlanmış: "çephe sistemleri"
Kim bilir kaç kişinin kontrolünden geçmiş: "serviste önemli"
Labels:
reklam
27 Ocak 2010
TNT seyredin
Otobüs arakası için iyi fikir!
Fotoğraftan pek anlaşılmıyor aslında ama şöyle diyor:
"Dünyaca ünlü dizileri otobüsün arkasından değil, TNT'den takip edin."
Fotoğraftan pek anlaşılmıyor aslında ama şöyle diyor:
"Dünyaca ünlü dizileri otobüsün arkasından değil, TNT'den takip edin."
Labels:
reklam
26 Ocak 2010
12 Ocak 2010
Saysana Sen de
Ne oldum dememeli. Kesinlikle. Bu sabah kalktığımda içimden şu şarkıyı söylüyordum:
Haydi say, haydi say, saysana sen de,
Sen de say benimle, başla bir ile
Bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi,
Sekkizzz, dookuzz, onnnnn
Ne güzel de saydık, haydi bir dahaaa!!
6 Ocak 2010
Kuaförlerin anlaşması
Niye her kuaför diğer kuaförün yaptığı işi beceriksizce bulur? Aralarında böyle bir anlaşma mı var? Gelen saça “.ok” atma anlaşması. Fön çeken boyasını; boya yapan kesimini; kestiriyorsan saçının cinsini beğenmez! İllaki saçın çok hırpalanmıştır, küçük standa sattığı bakım kremlerinden kullanman gerekir. Bakım kremi almazsan bir dahaki gelişinde cilaya ihtiyacı vardır saçının. E saçın bu kadar olmuşken manikür de şarttır zaten. Manikür olurken pedikür de yapılır canım aynı zamanda.Off be adam, yap saçımı da gideyim demek gelir hep içimden. Ama şuursuzca her eleştirisine cevap veririm kuaför amcaların. Neden ki?
31 Aralık 2009
2010
Her yıl yeni bir süs asmak gerekmiş ağaca.Yeni süs; yeni umutlar, mutluluklar, sevgiler getirsin diye herhalde.
2009 en büyük, en yeni, en değişik, tarifi zor sevgiyi verdi bize.
2010’un da sağlık, mutluluk, şans ve bol para getirmesini diliyorum hem bize hem tüm sevdiklerimize…
29 Aralık 2009
28 Aralık 2009
Kırmızı oje
Yıllarca direndim İlkim’e kırmızı oje konusunda. Çok gereksiz ve frapan gelirdi bana. Her gün söylenirdim ona, silsin o iğrenç ojeyi diye. O zamanlar o genç “sigortacı” idi ben acar “muhabir”. O kırmızı ojelerini sürer, boynuna bir fular bağlar, tıkır tıkır giderdi işe. Ben kotumun üzerine geçirdiğim kazakla. O “hanım/bey” derdi herkese, ben “abla/abi”… Tamamen zıt işlerimiz ve buna bağlı alışkanlıklarımız ve “kırmızı oje inatlaşmamız” vardı o zaman.Çok yıllar geçti, çoook şey değişti.
Şimdi benim de ellerimde hep kırmızı ojeler…
Hey gidi günler...
Labels:
kırmızı oje
23 Aralık 2009
Hırrrrrr!!!
Bilgisayar kullanmayı yeni öğrenen anneler gibiyim! Ekrana iyice yaklaşıp tüm dikkatimi topluyorum ve sırayla ikonlara basıyorum. Aradığımı bulamayınca kaşlarım alnımın ortasına yaklaşıyor; bulunca yüzüme bir gülme yerleşiyor! Resmen uğraş veriyorum.Ah ulen Vista! Sen olmasaydın ben çoktan bitirmiştim şu işimi ya hadi neyse. Elbet seninle de yakında anlaşırız!!!
Labels:
vista
17 Aralık 2009
Tilki döndü dolaştı
Buymuş. Bu kadarmış. Gerçekten düşünmek, yaşamaktan daha fazla acı vermiş. İşe başladım, 2. haftayı devirmek üzereyim. Başa dönmüş gibiyim. Aynı masa, aynı bilgisayar, aynı kişiler ve işler. Kaldığım yerden devam ediyorum. Sadece aklımda hep minik bir adam var. Eve dönünce hayat farklı artık. Bambaşka, harika. Bunca yıl sonra anladım ki işe gitmenin en keyifli yanı “mis kokulu kuzucanın seni beklediği eve” dönmekmiş.
5 Aralık 2009
Hoşçakal!
Son 2 günüm...
sabahın köründe caddeye,
Mağazalara giren ilk müşteri olmaya, çalışanlarla geyik yapmaya,
Akşamüstü kek-pasta-limonataya,
dizimax'te abuk subuk saatlerde dizi izlemeye,
sadece istediğim saatte bilgisayar başında oturmaya,
eşofmanla yaşamaya, topuklu ayakkabıların yüzüne bile bakmamaya,
canım istedi diye markete gitmeye,
ve daha bir çok keyfime ama en çok oğlumla her saniyemi doya doya geçirmeye veda ediyorum.
Bu kadar zorlanacağımı asla tahmin etmezdim.
Demir'e her bakışımda için eziliyor. Sanki onu bırakıp gidiyormuşum gibi geliyor. Daha 4.5 ay oldu dünyaya geleli. Sanki her an yanında olmazsam birşeyler ters gidecekmiş; kimse ona benim kadar iyi bakamayacakmış gibi geliyor...
Off of...
sabahın köründe caddeye,
Mağazalara giren ilk müşteri olmaya, çalışanlarla geyik yapmaya,
Akşamüstü kek-pasta-limonataya,
dizimax'te abuk subuk saatlerde dizi izlemeye,
sadece istediğim saatte bilgisayar başında oturmaya,
eşofmanla yaşamaya, topuklu ayakkabıların yüzüne bile bakmamaya,
canım istedi diye markete gitmeye,
ve daha bir çok keyfime ama en çok oğlumla her saniyemi doya doya geçirmeye veda ediyorum.
Bu kadar zorlanacağımı asla tahmin etmezdim.
Demir'e her bakışımda için eziliyor. Sanki onu bırakıp gidiyormuşum gibi geliyor. Daha 4.5 ay oldu dünyaya geleli. Sanki her an yanında olmazsam birşeyler ters gidecekmiş; kimse ona benim kadar iyi bakamayacakmış gibi geliyor...
Off of...
20 Ekim 2009
Ünsal Oskay
Üniversitedeyken hep çalıştım, derslere pek girmedim sınav tarihlerinde okula gittim. Bir de Ünsal Hocanın dersi olduğu günlerde. Onun dersine girmek büyük zevkti. Kocaman kitaplar vardı bize verdiği ama o derste kitapları değil hayatı anlatırdı. Sınavlarına kitap açık girerdik, soruyu sorar, bulabilirseniz kitaplarınızı kullanabilirsiniz derdi kendi dilinde (!). İletişimi dünyanın en keyifli bilimi olarak anlattı bize.
70 yaşındaymış, inanamadım...
Daha anlatacağı çok şey vardı bence bizlere, bizim işleri yapanlara. Onun bilgisinden faydalanması gereken daha çook öğrenci, çok televizyoncu, gazeteci vardı.
Allah rahmet eylesin...
70 yaşındaymış, inanamadım...
Daha anlatacağı çok şey vardı bence bizlere, bizim işleri yapanlara. Onun bilgisinden faydalanması gereken daha çook öğrenci, çok televizyoncu, gazeteci vardı.
Allah rahmet eylesin...
Labels:
Ünsal Oskay
13 Ekim 2009
Oyuncakçı: Zekids
Kocaman oyuncak mağazaları çeşit açısından daha cazip olsa da dün tam da aradığım gibi bir oyuncakçı buldum Cadde'de. Zekids. Zeka geliştiren, yaratıcılık, hafıza vb konularda 0 aydan itibaren alınabilecek harika oyuncaklar var. İlkini aldık, diğerlerini de kafama yazdım. Her ziyarette bir tane alacağım galiba.Kesinlikle tavsiye ederim: Şaşakınbakkal'da Zekids
Ben, ben değilim artık
Yani geçen sene bu zamanlardaki ben bensem; bu ben değilim bence.Bu kadar kilo alıp vermek için en ufak çaba sarf etmeyen kişi ben olamam. Allah’ın her günü en sevdiğim mağazaların önünden geçen ve içeriye girip de bir kuruşluk bir şey almayan da ben olamam. Saatlerimi evde geçirmeme rağmen doğru düzgün bir film izlemeyen, bağıra çağıra müzik dinlemeyen de değilim. Her gün internette alakasız blogları okuyan ve bebek sitelerinde bilmediğim bir şeyler var mı diye gezinen de olmamalıyım. Ya da karınca misali taşıdığım kitapları üst üste koyup hangisinden başlasam acaba bahanesiyle haftalardır bir kitap okumayan…
Bebek insanın hayatını değiştirir tamam da huyunu suyunu da m değiştirir?
Labels:
bebek
11 Ekim 2009
Önyargılarınızdan kurtulun!
http://vimeo.com/6921606
Tam da üzerine parmak basmışlar. Yine. Reklamdan etkilenip de zaman gazetesini okumaya başlayacak olan çok var mıdır bilmiyorum ama reklam kesinlikle çok başarılı, çok etkili ve vurucu. Yapanı da yaptıranı da tebrik ediyorum
Tam da üzerine parmak basmışlar. Yine. Reklamdan etkilenip de zaman gazetesini okumaya başlayacak olan çok var mıdır bilmiyorum ama reklam kesinlikle çok başarılı, çok etkili ve vurucu. Yapanı da yaptıranı da tebrik ediyorum
Labels:
reklam
18 Eylül 2009
7 Eylül 2009
Bakımsız tarzan
Başardımmm! Aylardır bakımsızlıktan kırılıyordum. Doğumdan sonra iyice felaket olmuştum. Geçen hafta en sonunda kuaföre gidebilmeyi, saatlerce orada kalabilmeyi, saçımı boyatmayı, kestirmeyi, ellerimi-ayaklarımı düzeltirmeyi başardım. 9 ayın acısı çıktı valla... Ohh!
Bir de kalan kilolarımı verebilsem...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









