18 Eylül 2013
10 Eylül 2013
23 Ağustos 2013
22 Ağustos 2013
Follow your dream
Güne böyle başladım...
ve evet tam da böyle olmalı:
It's not over until I win.
Follow your dream...
16 Ağustos 2013
şüphe
Bunca yıl ilaçsız yaşamaya çalışırkeeen yaş 36 ve:
Kramplar için magnezyum...
Bağışıklık sistemim için immuneks...
Enerji düşüklüğü için pharmaton...
Uçuk/zona karışımı olaylar için antibiyotik...
Kalan izleri için bilmemneli kremler...
Demir eksikliği için bilmemne...
Tahminim şudur ki 45'e geldiğimde elimde ilaç torbası ile gezeceğim. Piyuwww!!
6 Ağustos 2013
2 Ağustos 2013
Barcelona
Babamın bir lafı vardır; hayat zor olmasaydı, zevkli de olmazdı...
Ve sanıyorum zor dönemlerde insan en uçlarda yaşıyor bazı şeyleri. Üzgünse çok üzgün, şaşkınsa çok şaşkın ya da eğleniyorsa delicesine...
Barcelona öyle geçti işte... Delicesine eğlenceli, çılgınca yorucu... Günde birkaç saat uykuyla yetinip, sürüne sürüne gezdik o muhteşem yerleri. İçtiğim, yediğim, gördüğüm herşeyin tadı hala damağımda... Zaten gitmeyi çok istediğim şehirlerden biriydi. Ve artık yaşamayı hayal ettiğim şehirlerden biri oldu.
Gecesi gündüzünden, gündüzü gecesinden güzel.
Yolları, plajı, clubleri, tarihi, yemekleri... İstisnasız herkese tavsiye edebilirim ve sanırım daha defalarca gidebilirim...
30 Temmuz 2013
Ağlamak güçsüzlük müdür?
Tüm gün beni özlemişti, istediği 3 yeni oyuncağını konuşturmam, onunla biraz ilgilenmemdi. Olan bitenle, yediğim son darbeyle o kadar meşguldüm ki onu dinleyemedim bile.
Yatmıyor diye kızdım, ağlamaya başladı. Ben daha çok sinirlendim. Ağlamazsan oynarım dedim; sustu ama konuşmaya mecalim yoktu, oynayamadım, konuşturamadım o oyuncakları. Yine ağlamaya başladı. Ve ben de deli gibi bağırmaya. Sonra sustum.
Sarıldı oyuncaklarına gitti yatağına ve yattı.
Hiç konuşmadan öylece yattı. Işığı kapatayım mı dedim, evet dedi yavaşça.
Kapattım ve ben ağlamaya başladım bu sefer hem de kendimi durduramamacasına. O da başladı yine ağlamaya "çok mu üzüldün annecim" dedi. Aldım yanıma, sarıldım sıkıca.
Defalarca özür diledim, öptüm. Hiçbirşey demedi. Ben sarıldıkça o da öptü beni.
Affettin mi beni dedim, "olsun" dedi. affetmek ne demek onu bile biliyor mu emin değilim.
İlk defa durup dururken, hem de deli gibi haksızken bu kadar kızdım ona. O beni affetse de ben affedemiyorum yaptığımı. Sabaha doğru yanıma geldi; sarıldım, öptüm, ağladım.
"Ağlamak güçsüzlük müdür?" idi bu haftaki ödevim. Dün gece ölümüne güçsüzdüm.
Öyle güçsüzdüm ki bir daha asla o kadar güçsüz olmayacağım...
29 Temmuz 2013
Redd-i basit!
Aslında "basit" deyince aklıma ilk gelen Nazım'ın şiiri olur. Basit kelimesi geçtikçe tekrar ederim içimden "basit yaşayacaksın basit, mesela susayınca su içecek kadar basit".
Bu kadar severken ve anlam yüklerken bu şiire aslında en korktuğum insan tipidir "basit" olanlar. Basit yaşayan, basit yaşamaya çalışan değil; kendinden basit olanlar...
Kendince bir çizgisi olmalı insanın bence. Haddini önce kendi bilmeli. Nerede durup hareket edeceğini, kiminle ne konuşabileceğini ve kim olduğunu belki de en önemlisi. "Basit"lik zor bence aslında. İnsanın kendinin farkında olmaması yani. Ama şimdi anlıyorum ki daha acısı çevresindekilerin de bunu görememesi...
Bak blog aslında sana yazdıklarım hep kendime yönelik olur, biliyorsun. Ama canımı sıktı olan biten. Uyuyamıyorum, başka şey düşünemiyorum. Bu durum yeni olmasa da hayatımda bu olanların etkileri bu sefer iyice korkutuyor beni. Hayatımda hep basitlikten, basitlerden uzak durdum ben; rahat etmem yanında; hoşuma gitmez, sevmem. Arkadaşlarını gönlünce seçer ya insan; ben de hep seçici oldum. O yüzden yakın arkadaşım azdır. O yüzdendir seçtiklerim kendime göre dünyanın en iyileridir, yanyanayızdır yıllardır...
Oğlum için de hep aynı düşünceleri geçiririm içimden. Basit yaşayabilsin hayatı ama asla basit olmasın, basit insanlarla da...
Ve şimdi hislerim doğrulanıyor. Kanıtı SMS olarak geldi. Haddi olmayan, kendini bilmeyen, düşüncelerini, davranışlarını kontrol edemeyen birinden... Herşeyi kaldırabileceğimi düşünürken, bu kadar "basit" bir darbe çok zorladı beni. Ve itiraf ediyorum sana blog; anlayamadığım en önemli noktalardan biri seçimin bu kadar kötü, yanlış olabilmesi. Oğlumun hayatına, benim asla kabullenemeyeceğim birinin entegre edilebilme ihtimali. Kabullenebilme kapasitesine sahipken çok şeyi; işte bunu kabullenmeyeceğim. Kendim için değil, oğlum için kabullenmeyeceğim. Olabilecek herşeye rağmen.
Ve bunca zaman sonra canımı acıta acıta, içimi kanata kanata aklımdan ne geçiyor biliyor musun blog;
demek ki yıllar boşa gitmiş...
Bu kadar severken ve anlam yüklerken bu şiire aslında en korktuğum insan tipidir "basit" olanlar. Basit yaşayan, basit yaşamaya çalışan değil; kendinden basit olanlar...
Kendince bir çizgisi olmalı insanın bence. Haddini önce kendi bilmeli. Nerede durup hareket edeceğini, kiminle ne konuşabileceğini ve kim olduğunu belki de en önemlisi. "Basit"lik zor bence aslında. İnsanın kendinin farkında olmaması yani. Ama şimdi anlıyorum ki daha acısı çevresindekilerin de bunu görememesi...
Bak blog aslında sana yazdıklarım hep kendime yönelik olur, biliyorsun. Ama canımı sıktı olan biten. Uyuyamıyorum, başka şey düşünemiyorum. Bu durum yeni olmasa da hayatımda bu olanların etkileri bu sefer iyice korkutuyor beni. Hayatımda hep basitlikten, basitlerden uzak durdum ben; rahat etmem yanında; hoşuma gitmez, sevmem. Arkadaşlarını gönlünce seçer ya insan; ben de hep seçici oldum. O yüzden yakın arkadaşım azdır. O yüzdendir seçtiklerim kendime göre dünyanın en iyileridir, yanyanayızdır yıllardır...
Oğlum için de hep aynı düşünceleri geçiririm içimden. Basit yaşayabilsin hayatı ama asla basit olmasın, basit insanlarla da...
Ve şimdi hislerim doğrulanıyor. Kanıtı SMS olarak geldi. Haddi olmayan, kendini bilmeyen, düşüncelerini, davranışlarını kontrol edemeyen birinden... Herşeyi kaldırabileceğimi düşünürken, bu kadar "basit" bir darbe çok zorladı beni. Ve itiraf ediyorum sana blog; anlayamadığım en önemli noktalardan biri seçimin bu kadar kötü, yanlış olabilmesi. Oğlumun hayatına, benim asla kabullenemeyeceğim birinin entegre edilebilme ihtimali. Kabullenebilme kapasitesine sahipken çok şeyi; işte bunu kabullenmeyeceğim. Kendim için değil, oğlum için kabullenmeyeceğim. Olabilecek herşeye rağmen.
Ve bunca zaman sonra canımı acıta acıta, içimi kanata kanata aklımdan ne geçiyor biliyor musun blog;
demek ki yıllar boşa gitmiş...
3 Temmuz 2013
2 Temmuz 2013
28 Haziran 2013
Küsmek nedir bilir misin?
Nazım Hikmet yazmış, ne güzelmiş... Hem de küsmek hiç adetim olmadığı ve küsenlere de hayret ettiğim halde...
Küsmek nedir bilir misin?..
Küsmek dürüstlük'tür
Çocukçadır ve ondan dolayı saf'tır
Yalansız'dır
Küsmek; seni seviyorum'dur...
Vazgeçememektir.
Beni anlatır küsmek.
Kızdım ama hala buradayımdır, gitmiyorumdur, gidemiyorumdur.
Küsmek; nazlanmaktır, yakın bulmaktır, benim için değerlisindir.
Küsmek, sevdiğini söyle demektir...
Hadi anla demektir...
Küsmek; umuttur, acabaları bitirmektir, emin olmaktır...
Yani, diyeceğim o ki:
Ben sana küstüm...
Küsmek nedir bilir misin?..
Küsmek dürüstlük'tür
Çocukçadır ve ondan dolayı saf'tır
Yalansız'dır
Küsmek; seni seviyorum'dur...
Vazgeçememektir.
Beni anlatır küsmek.
Kızdım ama hala buradayımdır, gitmiyorumdur, gidemiyorumdur.
Küsmek; nazlanmaktır, yakın bulmaktır, benim için değerlisindir.
Küsmek, sevdiğini söyle demektir...
Hadi anla demektir...
Küsmek; umuttur, acabaları bitirmektir, emin olmaktır...
Yani, diyeceğim o ki:
Ben sana küstüm...
18 Haziran 2013
13 Haziran 2013
Geçti, geçti...
Kızgınlığım, kırgınlığım yine geçti.
Döndüm işte yine normale.
Yeni heyecanlar bile geldi oturdu içime...
Bu "enerji" işine örnek olmak için aday gösteriyorum kendimi!
Olumlu olunca, olumlu yaşanıyor :)
Döndüm işte yine normale.
Yeni heyecanlar bile geldi oturdu içime...
Bu "enerji" işine örnek olmak için aday gösteriyorum kendimi!
Olumlu olunca, olumlu yaşanıyor :)
10 Haziran 2013
Yayınlayabilecek misin bakalım
Bugün bitse, yarın ve hatta bu yıl bitse...
Demir'in her anının kıymetini bilsem ama başka birşey yaşamasam.
Hayal ettiklerimin içine düşsem, kabus olanlar bin yıl uzağa gitse.
Ben, ben olarak kalsam ama sırtımdaki yükleri kenara bırakabilsem.
Yaşadığımı sandığım hayatım olsa yine üzerine çilekle çikolata eklense...
Bilmediğim yerlerden soru gelmese ya da artık sorulacak sorular üzerine yaşam kurmasam
Şükrettiğim herşey yanımda kalsa, gitmesini istediklerim milyon km uzağa.
Dengesiz ruh halim benden uzaklaşsa, herkesin gördüğü yüzüm gerçek olsa.
Bunları itiraf ettiğim için kızmasam kendime, yayınla ikonuna basabilsem....
Demir'in her anının kıymetini bilsem ama başka birşey yaşamasam.
Hayal ettiklerimin içine düşsem, kabus olanlar bin yıl uzağa gitse.
Ben, ben olarak kalsam ama sırtımdaki yükleri kenara bırakabilsem.
Yaşadığımı sandığım hayatım olsa yine üzerine çilekle çikolata eklense...
Bilmediğim yerlerden soru gelmese ya da artık sorulacak sorular üzerine yaşam kurmasam
Şükrettiğim herşey yanımda kalsa, gitmesini istediklerim milyon km uzağa.
Dengesiz ruh halim benden uzaklaşsa, herkesin gördüğü yüzüm gerçek olsa.
Bunları itiraf ettiğim için kızmasam kendime, yayınla ikonuna basabilsem....
Zihin
Bazen okyanusta yüzüp derede boğulduğumu hissediyorum.
İnsan zihni ilginç algılıyor.
Büyük şeyler canımı artık hiç acıtamazken küçücük detaylar bir anda içime işliyor.
Herşeye ama kesintisiz, en büyükten en küçüğe herşeye insan ne kadar sürede alışıyor?
İnsan zihni ilginç algılıyor.
Büyük şeyler canımı artık hiç acıtamazken küçücük detaylar bir anda içime işliyor.
Herşeye ama kesintisiz, en büyükten en küçüğe herşeye insan ne kadar sürede alışıyor?
6 Haziran 2013
Kaldırım Taşları
Gecelerdir iyice uykusuzum. Zaten sapıtık olan uyku düzenim Gezi olayları ile birlikte hepten zıvanadan çıktı.
Facebook, Ipad, TV ne varsa sabahlara kadar açık.
Dün gece ilk kez başka bir kanala takıldım, facebook ve twitterı kapattım ve yine Issız Adam'ı seyrettim. Yine söylendim söylendim ve yine bitişinde deli gibi ağladım! Uzun zamandır ağlamıyordum, bi tuhaf geldim kendime...
Ve dün uzun süredir kendimi çok geliştirdiğimi sandığım bir konuda pek de geliştirmediğimi duydum birkaç ağızdan. Olumsuz düşünmemek için de deli çaba sarfetsem de bir arpa boyu yol aldığımı görmek çok üzdü beni.
Dün bir süredir yoğun olarak hissettiğim bir duygunun aslında o kadar da yoğun olmadığını anladım.
Yine dün kankamın analizi ile benim de katıldığım şekilde bilinçaltımın bariz biçimde bilinç üstünü etkilediğini ve tavırlarımı bilinçaltıma göre geliştirdiğimi hissettim. Bilinçaltım hazır olunca - ki hazır olmak üzere- bazı şeyler değişecek galiba... Çağırıyorum artık...
Ve dün gece gördüğüm o minik kız elbiseleriyle içimdeki heyecanın ve dibindeki korkunun farkına vardım. Bugüne kadar büyük adımlar hep benden geldi, jak sabitti genelde. Şimdi koca bir adım geliyor ondan. O değişecek, hayatı, bakış açısı, herşeyi değişecek. O bunun farkına varmayacak ama ben bileceğim. Hayatının belki de en anlamlı zamanları başlayacak, odağı değişecek. Huyu suyu değişecek. Bende gördüğü hataları o da yapacak. Başkasına kızdıklarını o da uygulayacak. 6 ay kaldı. 6 ay sonra o küçücük kız geldiğinde yanımıza, Demir'in kardeşi olarak büyütebiliriz umarım birlikte. Ve dün farkettim ki o elbiseleri gördüğümde; yeniden teyze olmanın, o heyecanı, o korkuyu, o mutluluğu, endişeyi, sevinci, hayalleri yaşamanın tam da zamanı... Demir doğduğunda onların yaralarına ilaç olmuştu. Minik doğduğunda ise bana yeniden bir güneş doğacak...
Facebook, Ipad, TV ne varsa sabahlara kadar açık.
Dün gece ilk kez başka bir kanala takıldım, facebook ve twitterı kapattım ve yine Issız Adam'ı seyrettim. Yine söylendim söylendim ve yine bitişinde deli gibi ağladım! Uzun zamandır ağlamıyordum, bi tuhaf geldim kendime...
Ve dün uzun süredir kendimi çok geliştirdiğimi sandığım bir konuda pek de geliştirmediğimi duydum birkaç ağızdan. Olumsuz düşünmemek için de deli çaba sarfetsem de bir arpa boyu yol aldığımı görmek çok üzdü beni.
Dün bir süredir yoğun olarak hissettiğim bir duygunun aslında o kadar da yoğun olmadığını anladım.
Yine dün kankamın analizi ile benim de katıldığım şekilde bilinçaltımın bariz biçimde bilinç üstünü etkilediğini ve tavırlarımı bilinçaltıma göre geliştirdiğimi hissettim. Bilinçaltım hazır olunca - ki hazır olmak üzere- bazı şeyler değişecek galiba... Çağırıyorum artık...
Ve dün gece gördüğüm o minik kız elbiseleriyle içimdeki heyecanın ve dibindeki korkunun farkına vardım. Bugüne kadar büyük adımlar hep benden geldi, jak sabitti genelde. Şimdi koca bir adım geliyor ondan. O değişecek, hayatı, bakış açısı, herşeyi değişecek. O bunun farkına varmayacak ama ben bileceğim. Hayatının belki de en anlamlı zamanları başlayacak, odağı değişecek. Huyu suyu değişecek. Bende gördüğü hataları o da yapacak. Başkasına kızdıklarını o da uygulayacak. 6 ay kaldı. 6 ay sonra o küçücük kız geldiğinde yanımıza, Demir'in kardeşi olarak büyütebiliriz umarım birlikte. Ve dün farkettim ki o elbiseleri gördüğümde; yeniden teyze olmanın, o heyecanı, o korkuyu, o mutluluğu, endişeyi, sevinci, hayalleri yaşamanın tam da zamanı... Demir doğduğunda onların yaralarına ilaç olmuştu. Minik doğduğunda ise bana yeniden bir güneş doğacak...Gezi Parkı
Bugün Gezi Parkı direnişinin 10. günü...
Ve özet bu:

Umarım birgün herşey çok güzel olacak...
Ve özet bu:

Umarım birgün herşey çok güzel olacak...
27 Mayıs 2013
Mesaj kaygısı
Bir cümle okudum geçen gün biryerlerde. Özetle şunu söylüyordu; aklından çokca geçirdiğin şeyi öyle çok çağırırsın ki olmaması için sebepler kalkar ortadan.
Başka bir yerde de şöyle birşeyler okudum: sen birini çok düşünüyorsan, onun da seni düşünüyor olması ihtimali çok yüksektir.
Yıllardır ispatladığım bir tezim vardır: Aklımdan alakasız insanları alakasız zamanlarda geçirmem demek; o kişiyi yakın zamanda alakasız bir yerde göreceğim demektir...
Başka bir yerde de şöyle birşeyler okudum: sen birini çok düşünüyorsan, onun da seni düşünüyor olması ihtimali çok yüksektir.
Yıllardır ispatladığım bir tezim vardır: Aklımdan alakasız insanları alakasız zamanlarda geçirmem demek; o kişiyi yakın zamanda alakasız bir yerde göreceğim demektir...
Rüyalarda da böyle değil midir, görürsün, gerçekleşir, birşeyler olur... Bilinçaltı...
Peki şimdi yukarıdakileri bildiğime göre; hala kafamın karışıyor olması enteresan değil mi?
Bu aralar bu karışıklık meselesi hoşuma mı gidiyor yoksa.. Rüyada gördüğüm başka şeyler düşündürüyor, aklımdan geçenler bambaşka, "tesadüfler" oluyor mu yoksa ben mi çağırıyorum?
İyi olacak birşeyler, hissediyorum :P
Bu aralar ne kadar takıldım böyle konulara, kendimden şüphe eder oldum. Pek yakında döneceğim özüme blog, endişelenme!
24 Mayıs 2013
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





