11 Nisan 2013

Üniversitelere ders önerisi

Bence üniversitelerde kadınlara yönelik bir ders koymalılar.
İş hayatında gözyaşlarına hakim olma, kişisel dertlerini işe yansıtmama, baskı karşısında sinirden ses incelmesi ve buğulu bakışları önleme yöntmeleri.

Bir kadın olarak ben de çok zor zamanlar geçirdim. Sinirden delirdiğim anlar çok oldu. Bas bas bağırdığım da üzülüp büzüldüğüm de oldu. Ama gözyaşlarımı akıttığım çok enderdir.
Kadın-erkek eşit diye geziyorsak; onlar neredeyse biz orada olabiliriz diyorsak kadınca hislerimizi - silahlarımızı bu kadar ortaya dökmesek nasıl olur? İlla ki dökülecekse çaktırmadan yapılsa? Erkeklerin eline koz verilmese olmaz mı?

Git ağla tutamıyorsan, umrumda değil. Ben de ağlıyorum sinirden bazen. Ama kapat kendini bir toplantı odasına orada ağla istediğin kadar. Ortalıkta gözyaşları, selpaklar.... Ne gerek var?!

1 Nisan 2013

Sormadan...

Meşhur Wimbledon'un ilk zenci Şampiyonu Arthur Ashe kan naklinden kaptığı AIDS'den ölüm döşeğindeydi..


Hayranlarından biri sordu.. "Tanrı böylesine kötü bir hastalık için neden seni seçti?"

Arthur Ashe cevap verdi..

... "Tüm dünyada 50 milyon çocuk tenis oynamaya başlar, 5 milyonu tenis oynamayı öğrenir, 500 bini profesyonel tenisçi olur, 50 bini yarışmalara girer, 5 bini büyük turnuvalara erişir, 50'si Wimbledon'a kadar gelir, 4'ü yarı finale, 2'si finale kalır. Elimde şampiyonluk kupasını tuttuğum zaman Tanrı'ya 'Neden ben?' diye hiç sormadım. Şimdi sancı çekerken, Tanrı'ya nasıl 'Neden ben?' derim?.

Mutluluk insanı hoş yapar. Başarı ışıl ışıl.. Zorluklar güçlü.. Hüzün insanı insan yapar, yenilgi mütevazi.




Unutmamak lazım...

29 Mart 2013

Güneş

Güneş parlıyor arkamda.
Soğuk ama mis gibi bir hava var.
Günlerden Cuma.
Bu yıl için planladığım en yoğun 3 ay dün yaptığımız son "event" ile geride kaldı.
Başarılıydı.
Ohhh.

Sular durulmaya başladı.
Kendimi daha net tanıyorum artık.
Yaptıklarım, yapacaklarım, olmak istediğim yerler, kişiler...
Çizgileri kaldırdım, sınırları sildim.
Daha eğlenceliymiş sınırsız olduğunu hayal etmek.
Belki de bundan sonra daha iyi bir anne olacağım; çocuğumun da sınırlanmaması gerektiğini bilerek.

Evet, Tanrı yukarıdan gülüyormuş gerçekten ben milyonlarca plan yaparken her durum için.
Yine planlarım var ama artık planlamalar farklı...
Hayat bugüne kadar hep gülen yüzünü göstermişti ya.
Ve aslında çok ağır geldi yaşadıklarım bana.
Ama virajı döndüm ya artık; rahatladım. Küçük virajlarda çok daha emniyetliyim.
Güneş parlıyor yine arkamda.
Bundan sonra ben de gülen yüzümü göstereceğim hayata...

6 Mart 2013

Nokta.

Hayatımın en uzun dönemi kapanıyor.
Bu ne demek bilmiyorum.
Osmanlı İmp. gibi hissediyorum.
Kurulduk, genişledik, büyüdük, durakladık ve yıkıldık.
Son antlaşmayı da yaptık.
Sonrası Tanrının bileceği gibi olacak, benim bildiklerim yetmedi.

1 Mart 2013

Rotayı belirlemek

Bugün o günlerden birini daha yaşıyorum.
Ne çok şey hissediyorum. Ne çok değişiklik var hayatımda. Ne çok insan giriyor, ne çok insan çıkıyor. Ne çok pişmanlık duyuyorum ve ne çok heyecan var içimde.
Ruh hali bu yaşta bu kadar değişir mi insanda?
Kendinden yorulur mu insan bazen?
Düşünmekten tükendiğini hisseder mi insan? Analiz etmekten bıktığını?
Her fırsatta uygulama yöntemini sorgular mı? Doğru ve yanlış belki de netken...
Hayatı boyunca aynı yolu takip etmişken yolu değiştirmeye çalışır mı?
Siyah-beyazken tüm veriler aralara renklerin karıştığını görür mü?
Ve siyah beyazdan bile emin olmadığı anlar olur mu?..

İsteklerimin ne olduğundan emin değilim. Seçtiklerimin doğru olduğundan da. Hayallerimin peşinden koşmak gibi cümle girdi hayatıma. Hayallerim gerçekti benim. Yenilerini bulmak şimdi beni şaşırtan, koşmak değil. Ben sorgularken herşeyi, yanımda olmasını istediklerim yanımda mı emin değilim. Aynı frekansta olduğumu sanmıyorum çok kişiyle ve aslında hayatımdan asla çıkarmayacağım.

Kendimi hiç bu kadar karmaşık görmemiştim, hiç bu kadar iyi gözlemlememiştim. Kendimi hiç bu kadar eleştirmemiş ve kendimle ilgili hiç bu kadar eleştiri duymamıştım. Geçen gün okuduğum bir blogda bir gemide ve aslında tekbaşımıza olduğumuz yazıyordu. Ben gemide olduğumu fırtınada anladım. Fırtına hala dinmedi ama en azından geminin farkına vardım.

Rotayı hala çizebilmiş değilim. Hala dümeni nereye çevireceğimi bilmiyorum. Yapabildiğim tek şey dümeni tutmak, sımsıkı hem de.

28 Şubat 2013

Şaşkın felek

Benim bugün feleğim şaştı. Monitöre bakmaktan yakın-uzak algım yok oldu. Onlarca telefon konuşmasından kulaklarım şişti. Mail cevaplamaktan canım çıktı. Yoruldum.
Feleğim sadece işe şaşmadı. Feleğin kendi bile şaşıyor olan bitene.
Artık inanıyorum ki tesadüf diye birşey yok şu hayatta. Olan biten bir şekilde insana bağlı, planlı, programlı. Başka birşeyler var, tesadüf olmayan.
Beynim sulu, feleğim şaşkın.
Ama beynim de şaşkın bir yandan.
Neler oluyor kuzum? Ve nasıl oluyor bu olanlar?
Tesadüf bir kere olur ya da iki kere ama üstüste gelmez ki tesadüfler. Açıklama istiyorum bir bilenden. Bilebilen olabilir mi?





22 Şubat 2013

Deli vs akıllı

Yahu dünyada ne çok "cins" insan var böyle, hepsi de bir şekilde bana denk geliyor.
Millet deliye ben akıllıya hasret...

21 Şubat 2013

Fight Club

Bu yaşıma kadar anlamadığım birçok şeyi sağolsun hayat bana bir yıl içinde anlattı.
Üstelik tek yönden, ufak tefek oymalarla değil. Ciddi efor sarfetti. Pratikte yaptı, anlamadığıma kanaat getirdiklerini işte yapılan "vur çalışanı yerden yere, kendini geliştirsin!" yöntemiyle de anlattı, uygulattı. Kişilik analizleri, gridler yetmedi; 360 ile ispatladı. Sadece eşi dostu yetmezzz, her yönden duysun ki algılasın mantığı güttü.
Bir yandan vurdu ama sonra kaldırdı, üstümü başımı düzeltti. Şaşırttı, eğlendirdi. Unuttuklarımı hatırlattı. Sonra yine vazgeçti. Hala aymamışssın salak dedi. Öğrenene kadar devam dedi...

Peki hayat.
Ayıyorum.
Anlıyorum.
Sıralıyorum.
Öğreniyorum.
Neyim, kimim, neyin ne kadarını yapabilirim biliyorum artık. Güçlü sanıyordum kendimi, öyle görünüyordum. Şimdi görünmüyorum sadece, güçleniyorum.
Artık birçok şeyin göründüğü gibi olmadığını biliyorum.
Buzdağı olayını çözüyorum.
Büyüüük cümleler kuranların kısa süre içinde o cümleleri yuttuklarını görüyorum.
Cesur olanların korktuğunu; korkar diye düşündüklerimin daha net olduklarını test ediyorum.
Beni yanıltmayacaklarını düşündüklerimin, yanıltma ihtimallerinin çok daha büyük olduğunu da anlıyorum.
Her seferinde daha ilerisi olmaz demenin anlamsızlığını da yaşıyorum. İlerisi hep var.

Ve şundan da eminim ki bitmedi hala dersler. Bitmeyecek de. Hep yeni şeyler çıkaracak karşıma.
Tek fark şu, daha hazırım artık. Başlamaya, bitirmeye, sevinmeye, üzülmeye, üzümeye de...
Tek renk değilmiş hayat.
Hep benden tarafta da değilmiş ibre...

4 Şubat 2013

Atalarımız haklı

Hani bir söz vardır ya; baba oğluna bağ bağışlamış; oğlu babasına bir salkım üzüm vermemiş...
İşte bu oldu bu sabah..
Evden çıkarken çantamdaki kutu sütü gördü Dem.ir.
-Anneee sütümü içme. Sen sütümü içersen benim sütlerim azalır!
-Oğlum bir tane aldım, daha çok var dolapta, sen onlardan iç. Biterken alırız yine.
-Anneee hayır ya, onlar benim sütüm. Sen içme.
-E ben de güçlü olmak istiyorum, ne var bir tane içsem?
-Hayır güçsüz ol, süt benim. İçme.
Vallahi pes...

29 Ocak 2013

Betül Mardin

Evet ya, ben doğru insanları seviyorum. Tutarlıyım. Yıllardır Betül Mardin'i severim, takip ederim. Şimdi bu yazıyı okuyunca daha da çok sevdim....



‎82 YAŞINDAKİ BETÜL MARDİN"DEN KADINLARA ÖGÜTLER


1. Her sabah spor yapacaksın. Günaşırı filan değil evladım. Her sabah.

2. Hep çalışacaksın. Üreteceksin. Beynin meşgul olacak, hep koşturman gereken işler olacak.

3. Günceli takip edeceksin. Haber izle, dergi, kitap, gazete oku. Gündemi yakala. Her konuda kendini update et. Yeni çıkan kitapları da bil, yeni açılan lokantaları da, bu sene moda olan renkleri de.

4. Evlilik ise şart değil, kafanı takma. Gerekli de değil. Hatta şöyle söyleyeyim: One problem less! (Bir problem eksik!)

5. Çocuk meselesine gelince... Ha işte, burada akan sular duruyor. Yapabiliyorsan yap. Birini bu kadar çok sevmek, onun sorumluluğunu taşımak sadece onu değil, seni de mutlu eder. Doğurmayacaksan, evlat edin. O zaman da senin çocuğun değişen bir şey yok. Evlat edinmeyeceksen de, manevi çocuğun olsun, birini okut, geleceğini şekillendirmesine yardımcı ol.

6. Günde bir kere et ye. Mutlaka her öğün sebze ve meyve ye. Kusura bakma, ben tatlı severim. Tatlıdan uzak dur diyemeyeceğim!

7. Ölümden sonra yaşamak istiyorsan, günlük tut. O küçük notlar, hem kendi hayatının tanıklığı, hem de yarına kalan bir bilgi kaynağı. Mesele benim babam, hiç düşünmeden 60 sene boyunca her gün Ece Ajanda'sına o gün olanları yazmış. Hâlâ açıp okuyorum ve çok faydalanıyorum.

8. Olumlu olacaksın.

9. Bazı şeyleri kabul edeceksin. Bütün kadınların seni sevmesine imkân yok! Demek ki bazı kadınlara dikkat edeceksin.

10. Erkeklere gelince, aynı anda birkaçını sevmeyeceksin. Ama onların böyle bir yeteneği ve şerefsizliği olduğunu bileceksin!! !

15 Ocak 2013

Duygu ve algı karmaşası

Duygu eşit değildir algı
ve algı da eşit değildir duygu.

Psikolojik, sosyolojik, kişisel gelişimsel analizler yapan insan oldum çıktım ya durumu fırsat bilip. İşte tespitlerimden biri de bu...
Bu zaman içinde insanların duygularının inanılmaz biçimde algılara yön verdiğini tespit ettim. Hele duygusal yakınlığı olan insanların algılarında bariz bir yöneliş var istediğini anlamaya doğru...
Başroldekiler ne anlatırsa anlatsın, anlamak istediği gibi anlıyor olayları yardımcı oyuncular. Aracı olmak hissini getiriyor duyguları ama aslında yanlış olan algıları. Laf taşırken duygularla hareket ediyor yardımcı oyuncular yani, hata yaptığını bilmeden.
Çıkmaza sürüklüyor başrol oyuncularını bu aslında bence. Yani oldum olası hoşlanmadığım yardımcı rollerin "müdahale etme" güdüsü çıkmazın birincil sebebi belki de. Basitken başrolcüler tarafından çözülemeyen sorunlar karmaşıklaştıkça daha da çözülemez hale geliyor sonrasında.
Mutluluklar paylaştıkça artar, üzüntüler paylaştıkça azalır denir ya. Ben buna da inanmıyorum artık pek. Evet paylaşılabilen üzütüler vardır hayatta, eminim azalanlar da. Ama her hastaya aynı ilaç etki etmez ya, böyle bir gerçek var bazı durumlarda.
Kimsenin kötü niyetli olmadığına eminim. Kimsenin dengelerin bozulmasını istemediğine de. Alışılmışın dışına çıkmak istememeyi de. Ama hayat bu, ne getireceği bilinmiyor işte.
Yanımda olan ya da olmak isteyen ya da istemeyen herkesi anlıyorum ama 35 yaşımda öğrendiğim şudur ki iki insan birşeyler yaşarken 3. kişilerin anlaması, anlatması, algılaması imkansız. Suçlamadan, kızmadan, taraf tutmadan yanında durmayı, susmayı bilmeyen bir toplumuz biz. Saygı duymayı, durmayı öğrenmeliyiz.
Bundan sonraki yaşamımda yanımda olacak herkesin beni birazcık tanıyabilmiş olmasını ümit ediyorum bu süreç içinde. Bundan sonra yanında duracağım herkesin, sonuna kadar yanında duracağım. Sessizce, duracağım...
Oğluma başroldeyse mutlu olmayı; yardımcı roldeyse saygı duymayı öğreteceğim. Ve benim de ne olursa olsun sonuna kadar, dimdik arkasında olduğumu... 

Karmakarışık yazmışım, okuyunca anladım. Ama zaten karmakarışığım...

11 Ocak 2013

Geleceğim, yakında...

Yazacağım, yazacağım da yeni yıla başlangıç yazısı gibi olmayacak.
Daha ziyade yeni hayata başlangıç yazısı...
Biraz daha biriktirmeliyim galiba cümleleri.
Biraz daha sindirebilmeliyim, hazmetmeliyim 2012'yi.
Toparlanma sürecindeyim aslında biliyorum ama ara ara geriye sarıyorum ya; bunu da engelleyebilmeliyim.
Herşeyin güzel olacağına %100 inanabilmeliyim.


28 Aralık 2012

Kalın kırmızı çizgi

2012 bana zordu...
Planlarım çoktu, olmadı...
Boştan aldım, doluya koydum, yemedi...
Dönüşü olmayan adımlar attık.
Sonuçlarını bilmediğimiz yollara saptık.
3 iken 2 kaldık...
Güzel olan şey sağlığımız yerinde. Değerini, kaybetmeden bildiğim tek konu.

Şimdi yepyeni bir yıl önümde.
Yepyeni başlangıçlar.
Yeni kurulan hayat, yeni düzen.
Yeni planlar.

En baştan başlamak...
Korkutucu olduğu kadar heyecan verici.
Yıkıcı olduğu kadar ümit de taşıyor içinde.
Zoru başarmak değil miydi benim hep yaptığım.
Küllerimden doğarım nasıl olsa yine...

2013 benim yılım olmayacak biliyorum ama insanoğlu umut ettikçe yaşarmış. Hayal kurdukça varmış.
Hala hayallerim, umutlarım, sağlığım ve en güzelinden sağlıklı canım oğlum var...

Üzerine kalın kırmızı bir çizik attığım 2012, git artık.
Sevmedim seni...



24 Aralık 2012

Bende var o ruh, hissediyorum!

Bana da noel gelse. Ben de christmas tatili istiyorum.
Yılbaşını değil noeli kutlarım bu gerekliyse...
Bütün dünya bilmemkaç gün christmas tatili yapacak; ben burada çalışıcam! of ya..
Benim de christmas ruhum var, hissediyorum!
Ben de noel babaya inanabilirim delicesine.
Kafama geyik boynuzu taçlar takıp, ağzımı kulaklarıma değdirip mutlu noeller diyebilirim, çanlar çalarak girilen dükkanlara.
Kırmızı-yeşil kazaklar giyip, kapının dış mandalına kadar noel hediyesi alırım.
Evde tarçın kokulu mumlar yakıp, yeşil şeker hamurlu kurabiyeler pişirmeyi bile denerim
Christmas şarkıları da dolayabilirim dilime, ne var...
Olmaz mı ya? Bana da 2 hafta tatl olsa?

20 Aralık 2012

Karakış

Bildiğin kar yağıyor burada.
Arabalar, insanlar kayıyor.
Çok hazırlıksız yakalandım ben bugün.
Kar modumda değildim hiç.
Ayrıca yine organizasyon öncesi stres yaptı bende..
Eh be kar, hep ben yoğunken yağıyorsun. İzin alıp evde Demir'le geçirebileceğim bir günde yağsana doya doya...

13 Aralık 2012

Şuur ve şuursuzluk

Şuursuzum.
Şuursuzsun.
Şuursuz.

Takıldım. Sık duyuyorum bu ara, popüler kelime sanıyorum.
Üzerine hiç düşünmemiştim. Şuursuzca hareket ettiğim pek olmaz zira. Şuursuzları severim ama. Eğlenceli gelir.
Kendimi hiç şuursuz düşünmemiştim. Düşünmeliyim galiba. Eğlenceli olabilirim. Şuursuzlar sorumluluğunu taşımazlar di mi olayların?
Sevdim bu işi.
Şuursuzluğu deneyimlemeliyim bir süre.
Şuurlular, bana biraz müsade...


12 Aralık 2012

12.12.12

Tarih çok güzel, bir post lazım :)
Bugünü garip bir şekilde dilek günü ilan ettiler. İnsanlar dileklerini radyolarda ilan ediyorlar. Tuhaf milletiz vesselam...

10 Aralık 2012

Kostüm mü dedim?

Bilenler biliyor beni, öyle kılıkla kıyafetle pek işim yoktur normalde. Ama bir haller oldu ya bana yine bilenler biliyor; kılığa kıyafete de düştüm bu aralar.
Hatta o kadar ki dün akşam kısacık bir bölümünü izlediğim mission impossible 4'teki Jane'in kostümünü pek beğendim.
Unutmadım, işe geldikten sonra araştırdım. Sırttan görünüşü bulamasam da - ki sırtı süperdi- bu elbiseyi diktirmek ve giymek için "etkinlik" düşünüyorum dünden beri...
Ah ah, ne oldum dememeli...


7 Aralık 2012

Pilli miyango

Aman Tanrım çok heyecanlandım.
Bana bu yılbaşında piyango çıkma ihtimali var!
Algıladım mesajı.
10 bilet alacağım. Hahaytt..

5 Aralık 2012

Müzik

Kerem Görsev
Ferit Odman
Kağan Yıldız

CKM'de verdikleri konserde"müzik" dinlediğimi anladım.
Yazmak istiyorum ama ne yazabileceğimi bulamıyorum.
Adamlar müzik yaptı, biz ağzımız açık dinledik.
Öyle güzel çalıyorlar ki  kendileri de çok eğleniyor, beğeniyor.
Harikaydı, tek kelimeyle...
Hele o Ferit Odman, akıllara ziyan...
Son zamanlarda yaptığım en akıllı seçim olmuş bu konser....

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails
 
Copyright 2009 mynameismelis