Bunu istiyormuşum meğersem. Bağlı bahçeli bir yerlerde yaşamayı, oğlumu önüme katıp alışveriş yapmayı, oradan çıkıp sahilde takılmayı istiyormuşum. Bir de yazın bitmemesini...
18 Eylül 2009
7 Eylül 2009
Bakımsız tarzan
Başardımmm! Aylardır bakımsızlıktan kırılıyordum. Doğumdan sonra iyice felaket olmuştum. Geçen hafta en sonunda kuaföre gidebilmeyi, saatlerce orada kalabilmeyi, saçımı boyatmayı, kestirmeyi, ellerimi-ayaklarımı düzeltirmeyi başardım. 9 ayın acısı çıktı valla... Ohh!
Bir de kalan kilolarımı verebilsem...
27 Ağustos 2009
MJ efsanesi
Şahane bir site yapmışlar...
a tribute to MJ: http://www.eternalmoonwalk.com/
18 Ağustos 2009
Doğumu fotoğraflamak

Yeni adetler, yeni işler çıkıyor zaman içinde. Her türlü organizasyonda "yenilik" hedefi ortaya çıkarıyor tabi bunları. Klasik adetlerin dışında birşeyler katmak işin içine. Kimi çok gereksiz buluyor, kimi bayılıp hemen yapmaya çalışıyor.
Doğum fotoğrafçılığı da böyle birşey bence. Geçen yıllarda doğumhaneye kamera veriliyordu, bir hastabakıcı kaydediyordu. Sonra eşleri de içeri almaya başladılar, kayıt yapan bazen eşler oldu. Derken fotoğrafçılıkta bu dal doğdu, doğum fotoğrafları... İlk duyduğum andan beri çok hoşuma gitti benim bu fikir. Hayatta olabilecek en özel anlardan birini profesyonel birinin fotoğraflaması çok mantıklı bence. Hem o anın duygusallığı ile birşeyler atlanmadan fotoğraflanıyor herşey hem de çok daha güzel kareler çıkıyor ortaya.
Ben de araştırdım, soruşturdum ve enteresandır hiçbir yerden referans almamama rağmen Didem & Damla'da karar kıldım. Görüştük, anlaştık ve başardık! Damla geldi bizim doğuma. Çok doğru bir şeçim yapmışım. Herşey yolunda gitti ve ortaya çok güzel fotoğraflar çıktı. Kesinlikle hem doğumun fotoğraflanmasını hem de Didem&Damlayı tavsiye ederim...
7 Ağustos 2009
Anne olunca anladım
Bu lafın doğruluğunu- İnsan hayatının ikinci evresinin başladığını
- Bu kadarcık, kısacık sürede bile o küçücük insana olan sevgiyi
- O sevginin her geçen gün artabileceğini
- O ağlarken ya da canı yanarken benimkinin daha çok yandığını
- Gece uykusuzluğunun dayanılabilir olduğunu
- Çiş – kaka temizlemenin bile mutluluk verebileceğini
- Henüz bilinçsiz bile olsa gülümsemesi için dakikalarca yüzüne bakılabileceğini
- Yüzünün, elinin, ayağının, her yerinin tüm detaylarını akılda tutulabileceğini
- Bugüne kadar kokladığım tüm kokular içindeki en güzel kokunun o minik bedende olabileceğini...
4 Ağustos 2009
Bebekli hayat
Sanırım bundan sonraki birkaç ay boyunca yazılarım hep bebekli hayat temalı olacak. Zira 14 gündür, hayatımda başka hiçbir şey yok. Gelen gidenlerle konuştuğum başka konu yok, TV’de tek kare haber görmüşlüğüm, gazeteden tek satır okumuşluğum yok. Bütün gün “yan gel Osman” yatıyorum sananlar büyük bir hata yaparlar, günde neredeyse ortalama 4 saat uyuyorum. Geri kalan zaman nasıl geçiyor ben de anlamıyorum. Üstelik şimdi annem sayesinde ne yemek, ne ev işi ne de herhangi başka bir şey yapıyorum… Şimdi merak ettiğim konu annem evine dönünce ne yapacağım?! Ben öyle oip gibi değil iki çocukla kek yapmak; bir bebeğin taleplerini anca karşılarım. Rita isyan eder, evi bok götürür, akşam yemekleri dışarıdan söylenir herhalde. Kısa süre sonra anlarız durumu!
20 Temmuz 2009
Aceleci bebek
İki gün sonra hayatımız değişecek, yaşantımız, muhtemelen biz de değişeceğiz. Küçücük biri. 36 haftanın her gününü onu merak ederek geçirdim. Artık öyle az kaldı ki. Heyecanlıyım demek doğru olmaz, 2 gün sonra eminim çok heyecanlı olacağım ama şu anda heyecanlı değilim, şaşkınım, daha çok merak içindeyim, bekliyorum, karmakarışığım yani...
Hesaplarıma göre son 4 haftada kendimi iyice hazırlayacaktım ama bebek çok aceleci çıktı. Kendimi hazırlamam için sadece max. 2 gün verdi bana. İşte şimdi bütün düşüncelerim çok daha hızlandı. Bunca haftadır okuduğum kitaplarda da sona gelememiştim bile! Bebeği nasıl tutmam gerektiği, nasıl yıkayacağımızı daha okuyamamıştım. Şimdi hızlı hızlı okumaya çalışıyorum herşeyi. Bebek şekerlerini hızlı hızlı hazırlıyoruz, arkadaşlarımıza haber vermeye çalışıyoruz. Neyseki annem yanımdaydı ama babam, ebıllar apar topar geldiler buraya. Hepimizde bir telaş, birbirimize çaktırmadığımız...
Herşeyin çok güzel olması için dua ediyorum, şimdilik beklemekten başka yapabildiğim tek şey bu...
16 Temmuz 2009
İstemem, yan cebime!
Bütün ünlüler – ünlü olmak isteyen az ünlüler tatil yerlerinde ve aynı plajlardalar. Bütün magazin gazetecileri de doğal olarak oralarda. Yani alan memnun satan memnun. Peki neden bütün ünlüler sanki gazetecilerin oraları mekan tuttuğunu bilmezmiş gibi garip davranışlar içindeler? Çeşme-Bodrum dışında da pekala gidilebilecek şahane plajlar var. Hatta Çeşme-Bodrum’da gazetecilerin hiç ilgi göstermediği plajlar da var. Ünlü olmak ya da olmaya çalışmak zor iş valla. “mış gibi” yapmaktan yoruluyorlardır herhalde...
Hazır bu konuya girmişken; ana haber bültenlerinde her yıl hemen hemen aynısı verilen görüntüler de çok sıktı artık. Aynı plajlarda, aynı açılardan farklı bikinili insanları çekip, tatil yapan düz vatandaşlarla karşılaştırmak ve bunu hergün yayınlamak insanın içini kurutuyor olmalı; haber müdürleri aralarında toplanıp bu konuyla ilgili haberleri yayınlamama kararı alsa ya...Hazır toplanmışken “yaz diyeti, zayıflama yöntemleri” haberlerini de görüşseler. Yetti artık aynı haberler, aynı görüntüler...
15 Temmuz 2009
Tecrübe nedir?
Tecrübe başınıza gelen şeyler değildir, başınıza gelen şeyler karşısında ne yaptığınızdır.
Aldous Huxley
6 Temmuz 2009
Gidesim var
Durum beni derinden etkilemeye başladı galiba. Rüyalarımın yeni teması “gitmek”Geçen hafta rüyamda harika bir motorum vardı, yakınlarda bir yere motorla gidiyorum. Rüzgar vuruyor yüzüme, nefis yollardan geçiyorum, hiç bilmediğim bir yerlerde geziniyorum..
Cumartesi gecesi rüyası ise daha harikaydı. Deniz’le New Mexico’ya gidiyormuşuz. Yoldaki maceralarımızı keyifle yaşadım, her detayını hala hatırlıyorum. Ha hayatımda hiç New Mexico ile ilgili hayal kurdum mu? Hayır. Kitap, dergi vs okudum mu? O da hayır. Ama çok güzeldi valla, tavsiye ederim... (Bu arada rüya öyle gerçek ki, Deniz’le Türkçe, diğerleriyle İngilizce konuşuyorum!!!)
Dün gece de yine yola düşmüşüz. Avrupa’da bir yer bu sefer. Hangi şehir olduğunu bilmiyorum. Havaalanındayız. Uçuş için raporlarımı falan istiyor memur bey. Sonra da diyor ki “biraz daha sabredemediniz mi? Bu halde gezmek zor olur, birkaç ay sonraya planlasaydınız ya!”
Adamın söyledikleri çok anlamsız geliyor. Bakışıyoruz boş boş. İşlemlerimiz yapılıyor ve gidiyoruz.
Ve son zamanlarda her sabah uyanınca ufak çaplı şok geçiriyorum. O kadar detaylı hatırlıyorum ki olan biteni, gerçek olmaması çok tuhaf!
2 Temmuz 2009
Yarışanlar, yarıştıranlar, yarışmak isteyenler
Kristal Elma’yı takip ediyorum ben de her sektör çalışanı gibi. Ama artık sıkıntı verdiğini de düşünüyorum olayın. Hiç mi değişik ajans alamaz bu ödülden? Küçük ajanslardan hep kıytırık işler mi çıkar, anlamadım ki! Ödülü verenlerin ajansları da alanların ajansları da her sene hemen hemen aynı. Bu durumda bu yarışma sektöre yönelik değil, büyük ajanslara yönelik olmuyor mu? Hatta böyle olması yarışmayı sıkıcı yapmıyor mu?23 Haziran 2009
Palma d’oro
Tavsiye ediyorum. Şaşkınbakkal’da. Pek güzel herşey. Biz kahvaltıya gittik, çok güzel bir açık büfe vardı. Bol çeşit olsun diye herşeyi koymamışlar. Herşey leziz, herşey taze, bitenin yerine hemen yenisi geliyor. Mekan ferah, yeşil, çok kalabalık değil ama boş da değil. Müzik güzel. Garsonlar çok başarılı. Hesap abartılı değil. Üstelik indirimli saatler, indirim alan kartlar var. Akşamları da böyledir herhalde. Bizim için bu yazın mekanı belli oldu böylece.
http://www.palmadoro.net/
17 Haziran 2009
Tatil dediğin yolda başlamalı
Aras Kargonun ilanını görünce eskiden gittiğimiz tatiller geldi aklıma.Babamın izni öyle kısacık olmazdı, minimum 15 gün sürerdi tatillerimiz. Dolayısıyla tatil eşyalarımız da ona göre olurdu. Arabayı öyle bir doldururduk ki Aras Kargonun modelinde giderdik gideceğimiz yere. En rahat babam otururdu. Annemin ayağının altında yolda yemek için hazırlanmış türlü atıştırmalıklar, kocaman bir termos, kendi kocaman seyahat çantası, yol boyunca dinlenecek kasetler vs. Arkada ebıl ve benim ayağımın altı ise tamamen dolu olurdu, ayaklarımızı uzatamazdık bile. Ben hep solda, ebıl hep sağda oturur, ortamızda da yolda her gördüğümüz meyveciden alınan meyveler veya o yörenin meşhur yenebilecek neyi varsa o... Ayrıca yol boyunca okumak, oyalanmak için türlü oyunlar vs. Bagajı anlatmıyorum bile, babam bagajın her santimini değerlendirirdi. Giderken de dönerken de yol bizim için çok çok keyifli olurdu. Gideceğimiz yere kadar, yer-içer şarkı söyler, eğlenirdik. O yıllarda Ege’nin ve Akdeniz’in görmediğimiz yeri pek kalmamıştı neredeyse. Gördüğümüz her sarı tabelaya girer, gezerdik. Annem, elinde haritalar (garanti olsun diye yedekli harita olurdu yanımızda) babama yol tarif ederdi. O kadar güzeldi ki o günler...
Şimdi en uzun gittiğimiz tatil bir hafta oluyor, koşa koşa uçağa yetişiyoruz, ne bir sarı tabela, ne yeni bir kasaba, ne bir Ege köylüsünün tatlı muhabbeti, ne de o lezzetini başka yerde alamayacağımız meyveler...
Niye yazdım ki ben şimdi bunları? Bir ilan beni nerelere götürdü! Kendimi bu yıl tatil yapmamaya hazırlarken bir anda coştum yine. Pofff!
11 Haziran 2009
Aklım göbeğimde!
Konsantrasyon konusunda pek problemi olmayan bendenizin artık ciddi bir problemi var. Büyüyen göbeğim aklımı alıyor sanırım. İçimde tepişen miniğin hareketlerini takip ederken o anda ne yaptığımı bile unutur hale geliyorum. Yazmadığım hemen herşeyi ya unutuyorum ya da geç hatırlıyorum.
Geçen gün salondaki boş bardakları alıp mutfağa götürmek için bile “düşünmek” zorunda kaldım! O hareket ettikçe ben ona odaklanıyorum, ona odaklanınca başka alemlere dalıyorum. Şaşırdığım insan modeline dönüştüm resmen. Doğumdan hemen sonra normale dönebiliyor mu acaba insan? Umarım dönüyordur da bebekle ilgileneyim diye şaşkın tavuk gibi dolaşmam ortalıkta!
Hamilelik izninin neden önceden başladığını da anladım tabii. Ağırlaşmaktan, yorulmaktan falan değil, odaklanamamaktan. Ofiste iş halletmek yerine yer işgal eder hale gelebilir demek ki insan bu durumda. Yani ben öyle olmaktan korkarım. Bunca yıldır geliştirdiğim çalışma stilim bir anda tepetaklak olabilir eğer bu enteresan halim biraz daha ilerlerse!!! Aklım gerçekten en çok göbeğimde!
3 Haziran 2009
Ayşe Arman olayı
Cehalet mi? Görgüsüzlük mü? Kendini bilmezlik mi?
Annem ve ben hayretler içinde “aaa şurada tuvalet var, oraya gitsenize!!!” cümlelerini sarfederken, anne elinde sigarasıyla pişkin pişkin gülüyordu. Bu kadar çirkinlik olur mu ya? Hiç mi görmediniz? Belli ki İstanbul’da yaşıyorsunuz hiç mi anlamadınız sistemi? Dağ başı değil, Pazar günü Carrefour otoparkı burası. Tarla değil, bahçe değil...
O annenin yetiştirdiği o çocuklar da kendisine benzeyecek doğal olarak. Nasıl gelişmiş bir toplum olacağız peki biz? Herşeyi geçtim “ayıp” kavramını biliriz sanırdım, o da nanay. Deniz arabaya yaklaşırken kız çocukları gayet rahatlardı. Sokakta, ormanda, dağda, bayırda yaşayan hayvanlar tuvaletlerini gizlice yaparken, yaptıklarının üzerini toprakla kaparken; otoparkta annelerinin yanında tuvaletini yapabiliyor insanoğlu... Ne denir ki?
Rita Hanım
Ne çok taşınma anım oldu ama yazmazsam duramam ki. Taşınmadan en çok etkilenen aile ferdimiz Rita hanım oldu. 4 gündür yeni evdeyiz ama hala şaşkın. Ne yapacağını, nerede oturacağını kestiremiyor. İçeri gitse aklı bizde kalıyor, bizle otursa içeriyi merak ediyor. Eve en çok neredeyken hakim olacağını tespit edemedi bir türlü. Yeni cins kuşlar geldi hayatına, kargalarla savaşa devam edecek ama balkonda uygun, korunaklı noktayı bulamıyor bir türlü.
Hoşuna giden tek şey yeni odası ve odanın yeri sanırım. Girip yatağına yatıyor, evin tam ortasında olduğu için de kimin nerede olduğunu biliyor, kısmen rahat ediyor.
Aklıma hep bebek gelince neler yapacağı geliyor. Umarım evin iki küçümeni birbirlerini çok severler....
Tavsiye Ediyorum: Erenköy Nakliyat
Taşınma konusundaki büyük endişelerimden biri de nakliyecilerdi. Sordum, soruşturdum, kimse de “aa bak ben şununla taşındım, süperdir!” diyemedi. Sonuç itibarı ile internetten bulduğum 6-7 firmayı aradım. Birine karar verdik: Erenköy Nakliyat ve ben tavsiye ediyorum!Taşınacaksanız mutlaka görüşün. Çok organize, becerikli ve hızlı bir ekip. Ufak tefek hasarlar oldu ama çözebildiklerini çözdüler. Hayatımda ilk kez kırılan bir parça için haber vermeden gidip, aynısından alıp gelen bir taşımacı gördüm. Biz yardım etmek isteyince, “bu bizim işimiz” diyeni de ilk kez gördüm...Yorulduk demediler, ah demediler, paketlediler, açtılar, yerleştirip gittiler. Budur yani...
1 Haziran 2009
Ayrılık
Geldi ayrılık zamanı. Meğer ben evimi ne çok seviyormuşum. Bu gece bu evimizdeki son gecemiz. Ortalık koliler, koli bantları, kağıtlarla dolu. Akşamları çılgınca kolileme yapıyoruz, özel eşyalarımızı kolileri içine tıkışırıyoruz. Gördüğüm herşey bana birşeyler hatırlatıyor. Yıllardır dolapta duran ve hiç elime almadığım eşyalarım elime geçiyor. Hüzünleniyorum.Çok güzel anılarımız var bu evde. Hep arkadaşlarımızla doldu taştı burası. Yakından geçen uğradı. Salonun penceresinden az mı seyrettim denizi elimde bir fincan çayla. Arka odadan görünen duvarla ilgili öyle çok proje geliştirdim ki... Sevdim ben bu evi yahu. Gri duvarlarımızı, tek tek seçtiğim banyo taşlarını, odaları...
Zaten herşeyin acıklı geldiği bu dönemde alıştığımız düzeni değiştirmek, yeniden başlamak hem çok heyecan veriyor hem de çok çok hüzünlü geliyor.
Rita huzursuz. Yine ev değiştirecek. Üstelik onun için çok eğlenceliydi bu ev; bahçedeki kertenkeleleri bekliyordu her gece, üstteki komşuya çorap taşıyor, apartman boşluğunda Deniz’i bekliyordu. Komşuların, kapıcının, yabancıların ayak sesini ayırt edebiliyordu. Evin her santimini ezbere biliyordu. Şimdi yine öğrenmek zorunda herşeyi. Üstelik onun için bu travma sadece ev değiştirme ile kalmayacak, bebek gelince hayatında ilk defa evin içinde, ondan küçük biri, onun kurallarına uymadan yaşamaya çalışacak. Biz yeni kurallar koyacağız, ona anlamsız gelecek. Yapmayacak, küseceğiz, o bize küsecek...
Yukarıdakileri okuyunca sanki “isteksizmişim gibi” yazdığımı farkettim. Oysa taşınmak, daha büyük eve, daha merkezi bir yere gitmek öncelikle benim fikrimdi. 6 yıldır yaşadığımız ev bizim için yeterli ve amacına kesinlikle uygundu ama büyüyen ailemiz için yeni evin daha doğru olduğuna inanıyorum. Şimdi hayal ettiğime çok yakın bir eve geçiyoruz. Umarım o evimizi de hepbirlikte çok güzel günler geçiririz...

