İşte bizim ofiste yaşayan çılgın miniğin yeni yatağı... Bu sıcakta, ofisteki en sıcak noktada, bir saksının içinde uyuyor!
22 Haziran 2007
Saksıdaki Kedi!
İşte bizim ofiste yaşayan çılgın miniğin yeni yatağı... Bu sıcakta, ofisteki en sıcak noktada, bir saksının içinde uyuyor!
14 Haziran 2007
Polisan ile..
Polisan'ın yeni dönem ilanı... Beni çocukluğuma götürdü. Boya-badana yapılalı 2 gün olmuş evimizin duvarlarını, o zamanın en meşhur boyası dyonun müthiş jingle'ı eşliğinde, derin anlamlarla yüklü, sanatsal çalışmalarla süslemiştik. Sanatsal çalışmaların annemler tarafından keşfedilmesi ve sonrası pek eğlenceli olmasa da icraat sırasında müthiş keyif aldığımı hala çok net hatırlıyorum. Bu ilanı hazırlayan ekibin de sanırım boyle bir anısı var. İlan benim çok ilgimi çekti. Sektörel bir yayında karşılıklı iki sayfa kullanmaları da bence etkiyi bayağı artırmış. Slogan güzel, fotoğraf güzel. Yani ilan çok hoş. Ama o duvarlar neden oyle bir yeşile boyanmış anlayamadım! Daha güzel, etkili bir renk kullansalardı bence daha fazla insanın ilgisini çekeceklerdi...
1 Haziran 2007
Shubuo Buradaydı!
Nedense bu sabah aklıma geldi shubuo. Web sitesine girdim: http://www.shubuo.com/index.htm, o bile yok artık. sayfayı açınca Turkcell-im'e yönlendiriliyorsunuz. Turkcell-im de shubuo'dan pek farklı değil aslında! Hemen hemen aynı hizmetleri veriyor. Ama Turkcell bu sefer daha temkinli bir pazarlama yapıyor. Yine pazarlama için epey para harcıyorlarsa da tüketicinin beklentilerini Shubuo kadar yükseltmedikleri için turkcell-im sanırım yavaş adımlarla ilerleyip daha uzun ömürlü olacak!
Labels:
Shubuo
31 Mayıs 2007
Suyunu Boşa Harcama!
Yağışsız kış geçirdik ve kurak bir yaz kapıda. Heryerde barajların yarı boş olduğu, suyu çok dikkatli kullanmamız gerektiği sesleri yükseliyor. Bizim sitede de tedbir alındı, bahçe sulama işleri için yeni bir program oluşturuldu, hidrofor için yeni çalışmalar yapıldı vs. vs... Birçok kişiden de alınan tedbirleri duyuyorum. TEMA'da elbette bu iş için bir site hazırlamış: http://www.suyunubosaharcama.org/ introsundaki su sesi çok sinir olsa içerik ilgi çekici. Ne kadar su harcadığını, sudan nasıl tasarruf yapabileceğini anlatıyor. Barış Manço'yu izleyerek büyüyen çocukların diş fırçalarken asla musluğu açık bırakmayacağını bilsem de; onu izlemeden büyüyenler için etkili bir kampanya olacağını düşünüyorum. Bu kampanya üzerine daha çok gidilmeli bence.
Labels:
Suyunu Boşa Harcama,
TEMA
24 Mayıs 2007
The Marmara Antalya
Peki ben bu otele bayılmaz mıyım? Hersey ilgi çekici. Baktığım her noktada bir ayrıntı var. Ama ayrıntı kalabalığı değil bu asla. Hatta bir sadelik, birseyleri başka şeyler yerine kullanmanın ilginç güzelliği var. Odalarda; tavanda sıva var, yerlerde halı yok. Banyoda benim asla biraraya getirmeye cesaret edemeyeceğim renkler bir arada, küvette duşakabin değil pembe banyo perdesi kullanılmış. Otele 7. kattan giriyor, lobby için 6. kata iniyorsunuz. Çok güzel, özgün, otele, odalara, mimariye hatta personele bayıldım. Ama birşeyi eleştirmesem olmaz tabii. Bence oteldeki tek sorun yemeklerdi. Değişik mutfaklar, ilginç yemekler beklerdim o otelde; çok klasik hatta lezzetsiz bir menu ile karşılaştım...
Labels:
The Marmara Antalya
14 Mayıs 2007
Yavaşlatılmış Gösterim
Haftasonumun büyük kısmını çok bilmiş 6 yaşındaki yeğenimle geçirdim. İnsan, 6 yaşındaki bücürükten bakın neler öğreniyor. Bir oyunumuz sırasında Tuna bir maç anlatıyor ve ben de ona yorumlarımla eşlik etmeye çalışıyordum. Bir pozisyonun tekrar gösterilmesi gerektiğini söyledi. Ben de "ağır çekimde tekrar izleyelim öyleyse" şeklindeki yorumumu yaptım. Beni hemen düzeltti: Yani yavaşlatılmış gösterimde izleyelim!Ben ki "Türkçeyi düzgün kullanalım, aman dikkatli olalım" diye kendimi bildim bileli çırpınır, etrafımdakilerin hatalarını düzeltirken; "ağır çekim" yerine "yavaşlatılmış gösterim "demenin çok daha doğru olduğunu minik yeğenimden öğreniyorum.
Kıssadan hisse: bin bilsen de bir bilene danış!
Labels:
ağır çekim,
yavaşlatılmış gösterim
İyi fikir!
Kalecolor'un mutfak ve banyolar için ürettiği neme dayanıklı, alanında tek, yeni bir boya. Ve yandaki fotoğrafta da bence son derece ilgi çekici ve başarılı ilanı. Hedefi doğrudan buluyor, tüketicinin anında ilgisini çekiyor. Boyayla badanayla bu aralar hiç işim yok (çok şükür!) ama benim bile direkt ilgimi çekti. Sloganı da son derece basit, akılda kalıcı: nemelazım! Tebrik ederim, yapanları da yaptıranları da... 10 Mayıs 2007
Türk kahveli cream brulle
Bu tip tatlılar pek bana hitap etmez aslında ama görüntüsüne dayanamayıp yedim bu cream brulle'yi... Gerçekten enfes bir tat! The Marmara'nın aşçılarının ellerine sağlık. Mutlaka deneyin derim...
Labels:
Cream brulle,
The Marmara
Yavru deve
Geçen gün yazdığım yazıdan sonra bu deveciği görünce pek sevindim. Nesillerini sürdürebilecek bir canlı daha! Bugün Lebriz'le de konuştuğumuz gibi "herşeyin yavrusu pek tatlı oluyor". Şuna bir bakın :) 

Labels:
yavru deve
24 Nisan 2007
Rekor Filde...
Ankara Atatürk Orman Çiftliğinde girişte hemen akvaryumun kapısında kocaman bir tabela asılı. Sanırım AOÇ'taki hayvanat bahçesinde içim acımadan bakabildiğim tek yer bu tablonun asılı olduğu duvardı. (hayvanat bahçesinin içler acısı halini ayrıca yazacağım!) Bu tabelada hangi hayvanın ne kadar süre hamile olduğu, kaç yavru doğurduğu ve ortalama yaşam süresi bulunuyor. Gerçekten çok ilgi çekici bir tablo. File bakar mısınız? 640-650 gün arasında hamileliği sürüyor ve sadece 1 adet filcik yavrulayabiliyor. Neyseki ortalama 40 yıl yaşayabiliyor. Gergedan tek yavru için 560 gün, zürafa yine tek yavru için 440 gün hamile... Ancak tabiiki bizler sayesinde bu tablodaki hayvanların birçoğunun nesli tükenme tehlikesi ile karşı karşıya. Doğadaki en acımasız canlı insan ve doğanın dengesini tek bozan varlık yine malesef bizleriz.
Labels:
fil,
hayvanat bahçesi
21 Nisan 2007
Dondurma deyince...
Dün işte boyle oldu. Çocukluğumda en sevdiğim dondurmaydı AOÇ'un dondurması. Tüm gün sokakta oynar, yorulunca da bir kaldırıma oturur acele acele yerdik dondurmayı; küçücük kaşığıyla kimbilir günde kaç tane.
Şimdi kabını değiştirmişler ama kaşığı da aynı tadı da...
16 Nisan 2007
Before & After
Artık kimse yaşını göstermiyor, kim genç kim yaşlı anlaşılmıyor. Pek çok kadının yüzünde kırışıklıktan eser, vücudunda kusur yok. Gözüne batan heryerini anında ufak bir müdahale ile "hallediyor".
Televizyonda insanları estetik mucizesi haline getirmek için yarışmalar düzenleniyor. Bir güzelliktir aldı başını gidiyor.
Monalisa'da nasibini almış görünüyor :)
Televizyonda insanları estetik mucizesi haline getirmek için yarışmalar düzenleniyor. Bir güzelliktir aldı başını gidiyor.Monalisa'da nasibini almış görünüyor :)
Labels:
Monalisa
Cumhuriyet Mitingi
Cumhuriyet tarihinin en geniş katılımlı mitinginden, çok anlamlı fotoğraflarından biri...Ankara'ya gidemedik, orada yürüyemedik ama balkonumuza astığımız bayrakla bu amaç için yürüyenlere İstanbul'dan destek verdik...
Umarım bir daha bu amaçla yürümemiz, bu korkuları yaşamamız gerekmez...
Labels:
Atatürk,
Cumhuriyet,
Laiklik
12 Nisan 2007
Visam'ın sırrı

Yandaki ilan Yapı Malzeme dergisinde bu ay yayınlanmış... Visam'ın gömme rezervuar ilanı. Turuncu bir banyoda enn solda küçük bir yerde gömme rezervuar var, klozet var, geri kalan alan flu... O flu alanın üzerine iki tane kocaaman gömme rezervuar görseli yerleştirilmiş. Yani ne diyeyim! Nasıl özensiz bir çalışmadır bu. Yapana birşey demiyorum da şirket nasıl onayladı onu merak ediyorum...
10 Nisan 2007
Expres Carrefour!
Gima'lar el değiştirdi ve bu şekilde bir süredir yaşamlarını sürdürüyorlar. Format Carrefour'a yakın, ama hala Gima kartı kullanılıyor, hala Gima fiyatlarıyla ürünler satılıyor, vs... Hadi buna çok takılmayalım, geçiş sürecidir, bir süre sonra tamamlanır diyelim. Ama yeni isimleri beni tüketiyor: Carrefour Expres.. Süper bir yaratıcılık örneği: Expres! Türkçe değil, İngilizce, Almanca ya da Fransızca da değil... Ajansları çok ileri bir düşünce ile bu sözcüğü yakında Türkçeye adapte ederiz diye mi düşündü acaba? Ya da ne biliyim mıgırca birşeyler yazarken biri expres yazdı, diğerleri de bu fikri harika mı buldular?? Bilemedim..Google'da expres diye arayınca anlamlı bir soru soruyor: Did you mean: express ????Niye boyle ismi uygun görmüşler anlayamıyorum. Tamam anladık, express'in anlamı eşsiz, karşılığı bizim dilde yok, e kullandığınızı bari doğru kullanın be insanlar...
Labels:
carrefour expres,
gima
6 Nisan 2007
Aman Nazar Değmesin

Pek fazla batıl inançları olan biri değilim. Nazara falan da pek inanmam doğal olarak. Ama nazar boncuğuna bayılıyorum. Renkleri, formu çok hoşuma gidiyor. Aslında tuhaf, çelişkili bir durumum da var galiba; anlamı hoşuma gidiyor mavi boncuğun.
Herhangi birinin, daire şeklinde değişik materyaller kullanarak mavi, beyaz ve siyahı biraraya getirmesinin "seni kem gözlerden koruyacağına" inanıyorsun. Nasıl hoş, hatta galiba saf bir düşünce... Ve çok masum. Yani merdiven altından geçme derken bu masumluk yok. Ya da ne bileyim elden ele bıçak vermezken. Ama kücücük bir cam parçasına güvenmek çok masum bir davranış biçimi gibi geliyor bana. Anneler çocuklarının omuzlarına takarlar illaki, hepimizin evinde de bolca bulunur elbette kem gözlere karşı.
Fotoğraftaki nazar boncuğu da bizim ofisi koruyor kem gözlerden... Nazar değmesin...
22 Mart 2007
19 Mart 2007
İmdat!!!
Tezimi artık yazmam gerekiyor! Epi topu 3 ayim var, bir yığın kaynak toparladım, araştırma yaptım ama pc başına gectiğim anda aklıma gün içinde yapamadığım tüm işlerin, nette araştırmak istediğim bir çok konunun listesi geliyor ve başlıyorum internette gezmeye. Ama bu oyle "lay lay lom" bir surf olmuyor malesef. "Vicdan yapıyorum" surfümün her anında. Ooof of.. yok mu bunu yazmanin daha kolay bi yolu??
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



